Hedonik koşu bandı mı yoksa şükürsüzlük mü?

Yıllarca hayalini kurduğun işe girdin kariyerinde  yükseldin ev aldın araba aldın aşık oldun peki ya sonra? Başlangıçta yaşanan heyecan tarif edilemezdi. Bir zamanlar seni heyecandan uyutmayan şey günlük hayatının bir parçasına dönüştü. Büyük bir aşkla baktığın kişi bile bir süre sonra hayatın doğal akışı içinde görünmezleşti. İnsan garip bir varlık. Sahip olamadığı şeyleri büyütür sahip olduklarını küçültür. Uzakta olanın cazibesi her zaman daha fazladır. Bu yüzden çoğumuz hayatı yaşamak yerine sürekli bir sonraki durağa yetişmeye çalışıyoruz. Şu maaşı alırsam rahat ederim şu evi alırsam mutlu olurum, şu ilişkiye başlarsam her şey düzelir diye düşünüyoruz. Sonra o noktaya geliyoruz ve bir süre sonra yeni bir eksik buluyoruz.Sanki elimizdeki bardağı doldurmaya çalışıyoruz ama bardağın altında görünmez bir delik var. Ne koyarsak koyalım bir süre sonra normalleşiyor. Bazen düşünüyorum da aslında çoğumuz mutsuz olduğumuz için mi yoksa  mutlu olduğumuz şeylere alıştığımız için mi şikayet ediyoruz şükürsüz müyüz?  Sağlıklı bir bedene sahip olmak sevdiğimiz insanların hayatta olması, güvenli bir evde uyuyabilmek, bir fincan kahve içebilmek işte bunların hiçbiri bize olağanüstü görünmüyor. Çünkü her gün görüyoruz. Oysa onları kaybetsek değerlerini bir anda hatırlardık. Lütfen elindekileriniz kıymetini bilin. Sahip olduğunuz güzelliklere bakın. Kör olmayın.  Bir yıl önce sahip olmak için dua ettiğimiz şeylerin bugün içinde yaşıyor olabiliriz. Bir zamanlar hayalini kurduğumuz hayatın tam ortasında oturuyor olabiliriz ama alıştığımız için fark etmiyoruz.Bu yüzden bazen durup kendimize şu soruyu sormamız gerekir:

Eğer bugün sahip olduklarımın hepsini yarın kaybedecek olsaydım hangilerinin kıymetini bugün yeterince bilmiyorum? 



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İsterdim

Limerence’nin yakıtı: belirsizliktir.

Gennemlide: Acılara koşuyorum.