Azer Bülbül: Git yat saat iki buçuk üç oldu.
Gecenin bir vaktinden yazıyorum. Saat 02.00’ye yaklaşıyor. Balkona çıkıp sigara yakıyorum. Gökyüzüne ve etrafa bakıyorum herkes uyurken insan kendi sesini daha net duyuyor çünkü. Kendi içimde yolculuktayım. Ne yolum belli ne gideceğim yer navigasyonum hep hatalı, bozuk.
Güneş bulutların arkasına geçtiğinde yok olur mu? Hayır. Sabaha karşı yine doğar yine ışığını gönderir dünyaya. İnanç da bazen böyledir galiba.“Tanrım, neden bana uzaksın?” diye soruyorum sana. İçimde ağır bir buhran var. Beni duyuyor musun? Lütfen beni duy. Sana en çok ihtiyaç duyduğum saatlerdeyim. Karanlığın ortasında bir işaret bir ses bir merhamet kırıntısı arıyorum.Kendime soruyorum: Yalnızca düştüğümde mi seni hatırlıyorum? Hayır belki de evet bilmiyorum. Kendimi kandıramam sana yalan söylemek istemiyorum. Seni canım sıkılınca dara çıkmaza düştüğümde daha çok arıyorum. İnsanın canı yandığında sesi daha çok yükseliyor. Bulutlar güneşi nasıl gizliyorsa kederli hallerimde bazen kalbimi örtüyor ama güneş hep oradadır ve ben inanmak istiyorum ki sen de oradasın. Oradasın değil mi? Hadi ama.
Bu gece yalnızca varlığını hissedebilmeyi diliyorum. İhtiyacım olan şey kesinlikle bir mucize değil yalnız olmadığımı bilmek istiyorum.
Yorumlar
Yorum Gönder